ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i G20’ye davet ettik. Bunun yalnızca ABD Başkanı ile değil, diğer dünya liderleriyle de temas kurması için bir fırsat olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Rubio, "ABD ve Çin, dünyanın en büyük iki ekonomisi. ABD ve Çin, muhtemelen dünyanın en güçlü iki ordusuna sahip. ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, 21. yüzyıl için belirleyici olacak" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu marjında bir araya geldi. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen görüşmede Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ve ABD ile Rusya arasındaki ikili ilişkiler masaya yatırıldı. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile Avrupa ve Almanya’ya yönelik hibrit saldırılar konusunu görüşüp görüşmediği sorusuna Rubio, "Eğer toplantıdan çıkar çıkmaz ne konuşulduğunu medyaya anlatırsam bu tür görüşmeler sağlıklı işlemez" cevabını verdi.
Rubio, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşla ilgili kaygılarımızdan biri de savaşın başka yerlere yayılması. Bu hibrit bir saldırı yoluyla da olabilir, sabotaj yoluyla da, bir yanlış anlaşılma yoluyla da. Bunu birçok görüşmede gündeme getirdik" dedi.
Putin’in G20’ye Daveti ve ABD-Rusya İlişkileri
ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yeni bir görüşme ihtimaline ilişkin bir soru alan Rubio, "Sorunları çözmek için aynı fikirde olmadığınız ya da sorun yaşadığınız kişilerle görüşmek gerekiyor. Bu nedenle Başkan Putin’i G20’ye davet ettik. Bunun yalnızca Başkan ile değil, diğer dünya liderleriyle de temas kurması için bir fırsat olacağını düşünüyoruz. Umarız daveti kabul eder ve aralık ayında bir fırsat doğar" dedi.
Trump ve Putin arasında, ABD Başkanı göreve geldiğinden bu yana en az bir düzine telefon görüşmesi gerçekleştiğini de ifade eden Rubio, "Temas kurmaya açık olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Orta Doğu ve İran Konuları
Dün ABD’nin müzakere ekibi ile İran heyeti arasındaki görüşmede neler olduğuna ilişkin soru üzerine Rubio, "Görüşmeyi şu ya da bu yönde nitelendirmek istemiyorum. Bunun ne olduğuna dair oldukça net bir anlayış olduğunu düşünüyorum. Burada her şeyin özünde ne olduğunu unutmayın. Bir numaralı mesele, Başkanın da dün dünya kamuoyu önünde yaptığı konuşmada altını çizdiği şekilde, İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusu. Her şey buradan kaynaklanıyor" dedi.
Rubio, "Boğazların da bir mesele olduğunu anlıyoruz. Boğazların güney geçiş hattı açık. Her geçen gün buradan daha fazla petrol geçiyor. Burası gemileri koruyan ve mayınları temizleyen ABD ordusunun çabaları sayesinde açık. Bu eğilim devam edecek. Hürmüz Boğazı’ndaki tek abluka, İran’a karşı bizim uyguladığımız abluka. Çünkü gemilere ateş etmeye devam ediyorlar. Bu sabah dahi bunu yaptılar. Gemilere yönelik bir başka saldırı da oldu ancak savunmaya ve boğazları açık tutmaya devam edeceğiz" dedi.
İran’ın anlaşma için ABD’deki ara seçimleri beklediği iddiasına yorumu sorulan Rubio, "Kasım ayında Demokratların kazanacağı ve ardından Başkanın artık adım atamayacağı gibi bir yanılgı içindeler. Bizim sistemimizi pek iyi anlamadıklarını düşünüyorum" dedi.
Körfez ülkeleriyle yapılan görüşmeler sonrasında İran konusunda bir koordinasyon veya mutabakat ihtimaline dair bir soruya Rubio, "Boğazların saldırıya uğramadan açık ve serbest olması gerektiği konusunda fikir birliği olduğunu düşünüyorum. Husiler ve Yemen’de yaşananların son derece sorunlu olduğu konusu da aynı şekilde. İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği konusunda da fikir birliği var" şeklinde cevap verdi.
Rubio, "Bölgedeki neredeyse her ülke, yıllardır bir İran vekil gücünün tehdidiyle karşı karşıya. İran’ın bölgede zararlı bir güç olduğu konusunda güçlü bir mutabakat var" dedi.
Diğer Bölgesel ve Küresel Konular
Rusya’nın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in önerdiği enerji ateşkesine ilgisine ilişkin bir soruya cevabında Rubio, "Her iki tarafın da enerji ve başka bazı alanları kapsayan sınırlı bir ateşkese ilgi gösterdiğini düşünüyorum. Bu savaşı sona erdirmez ancak küresel baskıların bir kısmını hafifletebilir" şeklinde konuştu.
ABD Başkanı Trump’ın "Küba’ya özgürlük geleceği" açıklaması ve Küba’ya da Venezuela’ya benzer bir askeri çıkarma operasyonunun söz konusu olup olmayacağını şeklinde bir soruya Rubio, "Bunu Küba özelinde söylemiyorum ama eğer ABD’nin ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit varsa, Başkan bununla ilgilenmek için yetki ve yükümlülüğe sahiptir" cevabını verdi.
Rubio, "Tercihimiz her zaman bu meseleleri müzakere yoluyla, siyasi yollarla, askeri güç kullanımına gerek kalmadan ve bir ülkede esaslı değişikliklerle ilerleme sağlanacak şekilde çözmektir. Bunun ötesinde spekülasyon yapmayacağım ve kesinlikle herhangi bir tehditte bulunmayacağım" ifadelerini kullandı.
Trump’ın dün Venezuela’nın Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile yaptığı görüşmeye ilişkin bir soruya cevap veren Rubio, "Kısa ama önemli bir görüşmeydi" değerlendirmesinde bulundu. Rubio, "Venezuela’nın başarılı olması için düzeltilmesi gereken çok şey var. Borçların yeniden yapılandırılması temel meselelerden biri. İkinci ve aynı derecede önemli konu ise siyasi geçiş süreci" dedi.
ABD’nin Venezuela’da ekonomiyi istikrarlı bir seviyeye getirmeyi ve seçimlerin yapılabilmesi için kurumların yeniden inşasına yardımcı olmayı hedeflediğini ifade eden Rubio, "Son iki haftada Venezuela’da yedi yıldır yayın yapmasına izin verilmeyen bazı medya kuruluşları tekrar yayına başladı. Siyasi partilerin yeniden kurulması gerekiyor. İnsanların güven duyduğu bir seçim sürecine ihtiyaç var. Oyların doğru sayılıp doğru açıklanacağı konusunda da güven oluşmalı" dedi.
Rubio, ABD’nin Yemen’deki İran destekli Husilere karşı daha fazla ne yapabileceği sorusuna ise, "Suudi Arabistan’la güçlü bir savunma anlaşmamız var ve bu anlaşmadaki taahhütlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Yaşananlardan memnun değiliz" cevabını verdi.
ABD Dışişleri Bakanı, "Orta Doğu’da enerji altyapısına yönelik saldırıların yalnızca Husiler tarafından gerçekleştirilmediği görüşündeyiz. Muhtemelen İran destekli Şii milisler de saldırılara katıldı. Orta Doğu ile bana sorulan her konu, dönüp dolaşıp İran destekli bir gruba geliyor" şeklinde konuştu.
ABD’nin Sudan’daki savaşı sona erdirmek için ne yaptığı konusunda Rubio, "Bu son derece hayal kırıklığına neden olan bir mesele. Dünyanın çeşitli yerlerindeki toplantılarda anlaşmalara vardık. Bazı şeyler kabul edildi, belgeler imzalandı ancak verilen taahhütler yerine getirilmiyor. Sudan’da yaşananların, dış aktörler tarafından birinin desteklenmesi olmasaydı gerçekleşmeyeceğini hepimiz biliyoruz" dedi.
Kısa vadede en azından insani alanda bir ilerleme sağlamaya çalıştıklarını vurgulayan Rubio, "Her ilerleme kaydediyor gibi olduğumuzda, en azından insani koridorların açılması gibi bir noktaya yaklaşınca, taraflardan biri kazanmakta olduğunu ya da kazanabileceğini düşündüğü için geri adım atıyor. Ayrıca dış aktörler var" ifadelerini kullandı.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ziyaretine büyük önem verilmesinin neden olduğu kaygılara ilişkin bir soruya Rubio, "ABD ve Çin, dünyanın en büyük iki ekonomisi. ABD ve Çin, muhtemelen dünyanın en güçlü iki ordusuna sahip. ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, 21. yüzyıl için belirleyici olacak. Bu nedenle en üst düzeyde temas kurmamamız gerektiği düşüncesi sorumsuzcadır" cevabını verdi.
ABD ve Sovyetler arasında nükleer yok oluş tehdidi mevcutken dahi düzenli iletişim ve görüşmeler gerçekleştiğini ifade eden Rubio, "Çin hükümetiyle anlaşmazlıklarımız ne kadar büyük olursa olsun, söz konusu olan küçük bir ülke değil. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve muhtemelen tarihteki en hızlı askeri yığınaklardan birini gerçekleştiren son derece önemli bir askeri güç. Ayrıca ticaret, tedarik zincirleri ve kritik mineraller gibi alanlarda çok ciddi sürtüşme noktalarımız var. Bu nedenle liderlerin birbiriyle görüşmesi, sorumlu devlet yönetiminin gereğidir" dedi.
Gazze Şeridi’nin yeniden yapılanması ve imar çalışmalarının finansmanı konusunda Rubio, "Bağışçı ülkeler, etkinlikte yer alacak. Yalnızca taahhütlerini değil, paranın nereye yönlendirileceğini de açıklayacaklar. Bir dizi ülke yardım taahhüdünde bulundu. Daha fazla ülkenin katılmasını istiyoruz" dedi.
Çözümün "Hamas’tan arındırılmış bir Gazze" olacağını savunan Rubio, "Gazze, halkını temsil eden bir Filistinli yönetimin iradesinde olmalı" dedi.
Barışın önemli bir parçasının da yeniden inşa olacağını belirten ABD Dışişleri Bakanı, "Bu uzun vadeli bir proje. Altı ayda gerçekleşebilecek bir şey değil. Ama en azından insanlara, herkes üzerine düşeni yaptığında onları nasıl bir geleceğin beklediği konusunda umut verilebilir" dedi.
Batı Şeria’daki duruma ilişkin hissiyatının ne olduğu sorusuna Rubio, "Bölgede şu anda yaşanan her şey düşünüldüğünde, özellikle Gazze’de anlaşmanın uygulanmasında karşılaşılan zorluklar, Lübnan’daki kırılgan durum, Husiler ve Suudi Arabistan, İran’la devam eden gerilim ve çatışma düşünüldüğünde, bölgenin ihtiyaç duyduğu en son şey, yeni bir kriz noktasıdır" dedi.
İsrail’in de yeni bir krize ihtiyacı olmadığını savunan Rubio, "Bu nedenle tercihimizin ne olduğunu herkese ilettik. Başkan da dünyanın şu anda Batı Şeria krizine ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Tutumumuz bu" dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın BM konuşmasını da değerlendiren Rubio, İran’ı kendi ülkesindeki protestocuları öldürmek ve bölgedeki terör örgütlerini komşularına yönelik saldırılar için desteklemekle suçladı. Rubio, "İran’ın uluslararası sistemi sürekli ihlal ederken insan hakları veya uluslararası sistem konusunda başkalarına ders verebilecek konumda olduğunu düşünmüyorum" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı, "Dünyanın önde gelen uluslararası sistem ihlalcilerinden biri durumundayken, uluslararası sistemi savunarak nasıl konuşabildiklerini anlamıyorum" şeklinde konuştu.
ABD’nin neden İran’da zafer ilan ederek çekilmediği sorusuna Rubio, "İran’ın nükleer tesislerinin imha edilmesi yeterli değil. İran’ın asla nükleer silah peşinde koşmayacağına dair uzun vadeli ve uygulanabilir bir taahhüt gerekiyor. İran, mevcut kişiler tarafından yönetilmeye devam ettiği sürece, dünya açısından kabul edilemez bir risk. Nükleer enerji istediklerini söylüyorlar. Dünyada nükleer enerjiye sahip onlarca ülke var. Onların istediği şey bu değil. Kendi uranyum zenginleştirme tesislerine sahip olma kapasitesini istiyorlar. Nükleer silah geliştirmeye yönelik programı defalarca araştırdıklarını biliyoruz. Terör destekçisi bir ülkenin nükleer silahlara sahip olması kabul edilemez" dedi.
Kaynak: İHA




