Dışişleri Bakanı Fidan: "Rusya ve Ukrayna bir anlaşmaya varmak zorunda"
WASHINGTON - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Rusya ve Ukrayna bir anlaşmaya varmak zorunda. Onun da ötesinde, barıştan sonra Avrupa ile Rusya arasında yapıcı ilişkinin yeniden tanımlanması gerekiyor" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’deki G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklama yaptı.
Öncelikle toplantının gündemine değinen Fidan, "Bu seneki G20 toplantısı karşılaştığımız küresel krizleri düşündüğümüzde gerçekten çok zamanlı ve yerinde bir toplantıydı. Hem tartışma konuları itibariyle hem de katılımcıların ortaya koydukları performans, sorunların çözümüne umarım bir nebze katkı sağlamıştır. Bu sene bakanlar düzeyinde üç oturum vardı. Biliyorsunuz aralık ayında Miami’de düzenlenecek olan Liderler Zirvesi’ne bir hazırlık aslında bu. Tabiri caizse son rötuşlar yapılmış oldu" dedi.
Bakanlar düzeyindeki üç oturumda küresel krizleri, enerji krizini ve tedarik zincirlerindeki sıkışmayı ele aldıklarını ifade eden Fidan, "Bunlar, şu anda özellikle Karadeniz’de ve Kızıldeniz’de yaşadığımız tıkanmayı, kilitlenmeyi gördüğümüz zaman çok önemli konular. Bu konuların hepsiyle Türkiye yakından ilgilenmekte. Dünya tedarik zincirleri ciddi şekilde inkıtaya uğramış durumda. Bunları nasıl izale edebiliriz, nasıl çözebiliriz, uluslararası toplum bu konuda neler yapmalı, onun tartışmaları yapıldı.
Özellikle Rusya’nın olduğu bir masada, Ukrayna’nın tarafında olan başka aktörlerin de olduğu bir masada bu türden sorunları diyelim Karadeniz olsun, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın enerjiye etkileri olsun tartışmak kolay olmuyor. Ama buna ihtiyacımız var. Yani tarafların kendi pozisyonlarını net bir şekilde ortaya koyması önemli" dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, "Biz Türkiye olarak hem ara bulucu rolümüzü hem de onun da ötesinde daha da önemlisi, daha farklı, daha yapıcı ama problem çözücü bir pozisyon almayı önemsiyoruz. Yani farklı olmak için değil, gerçekten faydalı olmak için bir pozisyon almayı önemsiyoruz uluslararası ve bölgesel krizlerde. İfade ettiğim gibi konu başlıkları çok yerindeydi. Zaman zaman sert tartışmalar yaşansa da içeride nitelikli tartışmalar oldu.
Bizim de Türkiye olarak var olan sorunların hem pratik çözümüne hem de sistemik manada bir daha tekrar etmemesi için neler yapılması gerektiğine ilişkin gerçekten ciddi tekliflerimiz oldu. Bu önemliydi" ifadelerini kullandı.
Toplantı marjında yapılan ikili görüşmelere de değinen Fidan, "Yani ev sahibi Amerikalılarla, Sayın Marco Rubio’yla bir araya geldik. Rusya’yla, İngiltere’yle, Fransa’yla, Meksika’yla, Almanya’yla, Avrupa Birliği’yle, Suudi Arabistan ile herhalde bütün katılımcıların yarıdan fazlasıyla bir araya geldim. Gerçekten Türkiye uluslararası platformda sözüne ihtiyaç hissedilen bir aktör. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu dış politikadaki performans, öncü rol, bizim için bu platformlarda etkisini en yakından hissettiğimiz bir değer.
O ülkelerle de buraya gelmişken hem küresel sorunların çözümüne hem bölgesel sorunların çözümüne ilişkin ciddi tartışmalarımız oldu. Şu anda birkaç tane husus aciliyetini koruyor, cari husus olarak" dedi.
Masa etrafındaki tüm ülkelerin ABD ile İran arasında yeni bir çatışma olmaması ve diplomasiye şans verilmesi konusunda hemfikir olduklarını vurgulayan Fidan, "Bu önemli bir husus tabii. Bu yaklaşımın özellikle Karadeniz’de de sürdürülmesi, İsrail yayılmacılığını önleme konusunda da sürdürülmesi önemli" dedi.
Ukrayna ve İran’daki savaşların sona ermesi konusunda yeni umutlar ve beklentilere ilişkin bir soruya cevap veren Fidan, "Ukrayna ile Rusya arasında neredeyse 5 yıldır devam eden savaş çok büyük yaralar açmış durumda. Ve aynı zamanda da dünya ekonomisine de büyük hasar vermiş durumda. Artık bunu kimse gizlemiyor.
Uzun bir zaman başta Avrupa ülkeleri olmak üzere herkes bunun ekonomik maliyetini, toplumsal maliyetini gizlemeye çalıştı ama şimdi siyasal iktidarlara Avrupa başkentlerinde ve diğer yerlerde çok büyük etkisi var. Hürmüz Boğazı’nın da kapanmasıyla beraber bu, bir çarpan etkisiyle beraber çok daha ileri noktaya taşındı. Artık hem enerji hem diğer hususlarda ticaretin aksaması konusunda olan maliyetin ne olduğunu kimse tam hesaplayamıyor. Hesaplamayı da bırakmış durumda.
Çünkü birbirine çok bağlı bir uluslararası ekonomik sistem var. Yani bir yerden Avrupa ekonomisi, sanayisi ucuz enerji alıyordu Rusya’dan. Bunun üzerine imalatta bulunuyordu, bunu satıyordu, getiriyordu. Bu satış etrafında başka ekonomik aktiviteler oluyordu, finansal faaliyetler oluyordu. Bunların hepsi içe geçmişti. Bunun en başından itibaren çökmeye başlaması, maliyet hesaplamasını inanın çok zor hale getiriyor" dedi.
Almanya Şansölyesi Merz’in enerji fiyatlarındaki artışın Avrupa’daki şirket ve tüketicilere son sekiz ayda 100 milyar eurodan fazla ek maliyet getirdiğine ilişkin açıklamalarına dikkat çeken Fidan, "Bence bütün diğer yan hususları da kapsadığınız zaman büyük maliyetler var. Bu maliyetlerin artık durdurulması lazım. Beş yıl olmuş savaş başlayalı, ben bunu içeride konuşmamda da söyledim. Artık bu savaşlar taşınamaz. Dolayısıyla Rusya ve Ukrayna bir anlaşmaya varmak zorunda.
Onun da ötesinde, barıştan sonra Avrupa ile Rusya arasında yapıcı ilişkinin yeniden tanımlanması gerekiyor. Çünkü Ukrayna’nın yapacağı Rusya ile bir barış sadece iki ülke arasında olmayacak. Avrupa ile de Rusya’nın bir manada barışmaya ihtiyacı var. Belli ilişkileri tekrar başlatmaya ihtiyacı var. Bu önemli" dedi.
Ticaret yolları ve gıda güvenliği konularına da değindiği açıklamalarında Fidan, "Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına neden olan Amerika-İran arasındaki ihtilafın da bir an önce ortadan kalkması lazım ki bu kritik ticaret yollarının açılması gerçekleşsin. Karadeniz’de ticaret yapılamıyor. Rus tahılı, Rus enerjisi, Ukrayna tahılı, Ukrayna enerjisi dünya piyasalarına getirilemiyor. Özellikle gıda güvenliği aslında bu inanılmaz derecede problemli bir husus. Bunun bir an önce durdurulması gerekiyor. Bu noktada çok yoğun bir temas trafiğimiz var.
Özellikle tahılın Karadeniz’den çıkarılıp uluslararası piyasalara gidebilmesi için bu konuda ciddi çalışmalarımız var. Umarım bu savaş da durur. Çünkü çok sayıda insan ölüyor" dedi.
Fidan, "Maliyeti çok yüksek. Hem ekonomik maliyeti hem jeostratejik maliyeti yüksek. Daha da önemlisi yani baştan beri bizi üzen yayılmasına ilişkin ne türden senaryolar olabileceğini düşündüysek hepsi oldu. Korkum bu aşamadan sonra nereye yayılabileceğine de ilişkin bir tahminimiz var. Eğer durdurmazsak daha da savaşın yaygınlaşması. O tabii görmek istemediğimiz bir senaryo. Uluslararası aktörleri, bölgesel aktörleri de bu konuda uyarıyoruz açıkçası. Biz de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi.
31 Aralık’ta görev süresi dolacak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yerine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri görevini yürüten Türk diplomat Feridun Sinirlioğlu’nun aday gösterilmesi konusunda bir soru alan Fidan, "Türkiye uluslararası kuruluşlara büyük önem veriyor. Çok taraflılık ilkesi bizim için önemli. Uluslararası kurumların iyi işlemesi bizim için önemli. Dolayısıyla yakından takip ettiğimiz bir gündem. BM dünyadaki en önemli uluslararası kuruluş ve bütün ülkeler temsil ediliyor.
BM Genel Sekreterinin seçiminde bazı teamüller var ve bunlardan biri de coğrafya. Genel Sekreterin hangi coğrafyadan olacağı. Bu sefer coğrafya olarak açıkçası Latin Amerika’nın sırasıydı. Biz buna son derece saygı duyuyoruz. Ama yaklaşık bir yıldır bir seçim süreci var. Latin Amerika’dan çok saygıdeğer adaylar gösterildi. Onlar yarıştılar. Ama bir türlü adaylar bir yere gidemedi. Ve bir tıkanma oldu. Tabii uluslararası bazı dostlarımızın, ülkelerin tavsiyeleri de açıkçası önemli.
Yani bu tıkanmalar olduğu zaman başka yerden de adaylar gösteriliyor. BM’nin tarihinde bu var" dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, "Cumhurbaşkanımızla da yaptığımız arzda şöyle bir resim ortaya çıkmıştı; Biz Aralık 2024’te Sayın Feridun Sinirlioğlu’nu AGİT Genel Sekreterliği makamına seçtirmiştik. Şimdi çok tecrübeli bir kişilik. Daha önce Birleşmiş Milletler’de kendisi de daimi temsilcimiz olarak görev yaptı. Kısa bir süre Dışişleri Bakanlığımızı da yaptı. Kariyerli diplomattır, uluslararası çevresi geniştir, tecrübesi büyüktür. Ben uzun yıllardır da kendisiyle hem MİT’te hem burada çok yakından çalıştım.
Kendisi, Cumhurbaşkanımızın da yıllardır desteklediği ve güvendiği bir isim. Ve en son Birleşmiş Arap Emirlikleri’nin adayının da oylanması dün itibariyle yapılınca orada da çok yüksek oy görmediğimiz zaman başvurma kararı aldık. Bununla ilgili "Şartlar gerçekleşirse böyle bir adayımız var, başvuralım" kararını çok önce almıştık. Çünkü bir tıkanma olabileceğini öngörüyorduk. Buna ilişkin Türkiye’nin bir ihtimalat planı olması normal tabii biz onu düşünmüştük. Bunun da girişimlerini yapıyorduk gayri resmi bir şekilde.
Şimdi tıkanmalar artık açık olunca biz de kendi adayımızı resmi olarak Cumhurbaşkanımızın imzaladığı mektupla BM’ye teklif ettik. Şu anda Sayın Feridun Sinirlioğlu Türkiye Cumhuriyeti devletinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için resmi adayıdır. Önümüzde tabii bir süreç var. Yine oylamalar olacak. Bu bir yarışma" şeklinde konuştu.
Oylamada hangi adayın kazanacağının görüleceğini ifade eden Fidan, "An itibariyle dün baktığım listede 6-7 aday vardı oylanan. Feridun Bey’le beraber herhalde 8’e çıkacak. Bunlar ağırlıklı olarak Latin Amerika’dan. Bir de Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir kardeşimiz var. O da tecrübeli bir hanımefendi. İnşallah hayırlısı olur. Bizim amacımız tıkanmayı aşmaya yönelik bir diplomatik katkı. Ama ifade ettiğim gibi Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler’in sahici bir şekilde adil bir şekilde işlemesine fevkalade önem veriyor.
Türkiye bu noktada elinden gelen katkıyı yapmaya devam edecek. Bizim aday gösterişimiz de bu katkılardan sadece bir tanesi" dedi.
Kaynak: İHA




