Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomidir" dedi.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere bulunduğu ABD’nin New York kentindeki temaslarını sürdürüyor. New York’ta Türk iş dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya gelerek Türkiye ekonomisinin son dönemde kaydettiği ilerlemeler, elde edilen kazanımlar ve gelecek hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında, "Türk-Amerikan İş Dünyası’nın değerli temsilcileri, kıymetli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Bu yılki buluşmaya katkıları için Amerikan Ticaret Odası’na, İş Konseylerimize ve DEİK’e teşekkür ediyorum. Önce sizlerin en çok merak ettiği soruya cevap vereyim: Ekonomi programımız ne aşamada, hedeflerimizde ne ölçüde ilerledik? Uyguladığımız programın dört temel birleşeni vardı. Fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürülebilir dış denge ve yapısal dönüşüm. Son bir yılda bölgemizde çıkan savaşlara rağmen bu dört ilkenin tamamında gözle görülür ilerlemeler kaydettik" ifadelerini kullandı.
"Temel mal enflasyonu 2020’nin, kira enflasyonu ise son 4 yılın en düşük seviyesine indi. Savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri olmasaydı, 2026’yı yüzde 20’lerin başında bir enflasyonla kapatacaktık. Mevcut şartlarda yılı yüzde 28 civarında tamamlamayı öngörüyoruz. 2027’nin dezenflasyon açısından daha güçlü bir yıl olacağına inanıyoruz. Mali disiplin tarafında oldukça iyi bir konumdayız. Vatandaşlarımızı ve reel sektörü yükselen akaryakıt fiyatlarından korumak amacıyla vergilerde indirime gittik. Bundan dolayı, oluşan vergi kaybına rağmen bütçede hedefimizin ötesinde bir performans sergiledik. Yılı milli gelire oranla yüzde 3,1 bütçe açığıyla kapatacağız. Bir karşılaştırma yapmak gerekiyorsa, benzer ülkelerde bu oran ortalama yüzde 6’ya yaklaşıyor. Kamu borcunda ise, gelişmekte olan ülkelerde kamu borcunun milli gelire oranı ortalama yüzde 78 iken, Türkiye’de yüzde 22’nin altında" dedi.
Yapısal dönüşüm ve dijital yatırımlar
Erdoğan, "Dış dengede enerji fiyatlarındaki artışa rağmen cari açık ve dış borç göstergelerimizi son 20 yıllık ortalamaların altında tutmayı başardık. Bütün bunlar programın aldığımız mesafesini gösteriyor. Ancak asıl mesele verimliliktir. Bu nedenle yapısal dönüşümü programımızın merkezine yerleştirdik. Yeşil dönüşümde iddialıyız. Bu yıl Antalya’da Kasım ayında COP 31’e ev sahipliği yapıyoruz. Sanayide katma değeri arttırmak için hedefli ve seçici politikalar uyguluyoruz. Yapay zekada bize güç katacak ve dijital dönüşümü destekleyecek altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Sağlık alanında Ankara’da kurulan endüstri bölgesiyle yatırımcılara güçlü teşvikler sağlandığını belirten Erdoğan, "Bölgesel potansiyelimizi harekete geçirmek için Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Kısacası, Türkiye şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomidir" dedi.
Türkiye-ABD ilişkileri ve stratejik işbirliği
Diplomatik ilişkilerin yüzüncü yılına yaklaşılırken Amerika ile stratejik işbirliğinin her alanda geliştiğini ifade eden Erdoğan, "Siyasi ilişkilerimizde yakaladığımız ahengi ekonomik ve ticari ilişkilerimize de yansıtmayı arzu ediyoruz. Esasen bu alanda çok ciddi bir potansiyele de sahibiz. Yakın dönemde ortak çabalarımızla enerji, havacılık ve diğer kritik sektörlerde önemli anlaşmaları sonuçlandırdık. Amerika bugün LNG tedarikçilerimiz arasında birinci sırada, böylece Avrupa’da Amerikan kaynağını tercih eden ülkelerin başında geliyoruz. Bu işbirliğini nükleer dahil enerjinin tamamına genişletmeye hedefliyoruz" dedi.
Erdoğan, ekonomik münasebetlerin yalnızca ticaret rakamları üzerinden okunmaması gerektiğini belirterek, "Küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye ile stratejik bir ekonomik işbirliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Çatışmaların geride kalmasıyla bölgemizde beş büyük dönüşüm hızlanacak" ifadelerini kullandı.
Bölgesel dönüşüm ve fırsatlar
Erdoğan, beş büyük dönüşümü şöyle sıraladı: "Birincisi, tedarik zincirleri yeniden konumlanıyor. Şirketler artık yalnızca en ucuz yeri değil, en güvenilir yeri arıyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile gümrük birliğine sahip geniş bir serbest ticaret alana bağlı güçlü sanayi altyapısıyla bu arayışın doğal adresidir. İkincisi, enerji güzergahları yeniden çiziliyor. Bakü, Tiflis, Ceyhan’dan Tanop’a kadar Türkiye kesintisiz enerji akışının en güvenilir koridorudur. Üçüncüsü, ticaret koridorları değişiyor. Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Orta Koridor ve körfezi Avrupa’ya bağlayan Kalkınma Yolu, Türkiye’de kesişiyor. Dördüncüsü, yeniden imar dönemi başlıyor. Bölgemizde yollar, limanlar, enerji santralleri, konutlar, fabrikalar yeniden inşa edilecektir. Türk müteahhitlik sektörü zor coğrafyalarda iş yapma tecrübesiyle bu sürecin en hazırlıklı aktörüdür. Beşincisi, savunma ve ileri teknoloji. NATO standartlarında üretim yapan savunma sanayimiz, müttefiklerimizin tedarik güvenliğine katkı sunacak kapasiteye ulaştı."
Türkiye’nin bu dönüşüm fırsatlarından faydalanması için Nisan ayında dünyanın en rekabetçi yatırım paketlerinden birini hayata geçirdiğini belirten Erdoğan, Washington ve New York’taki yatırım ve finans ofisleri başta olmak üzere dış temsilciliklerin desteğe hazır olduğunu söyledi. Konuşmasının ardından iş adamlarının görüşlerini dinledi.
Kaynak: İHA




