Bursa otomotiv sanayisinde yeni bir dönem başladı. Tofaş’ın Bursa fabrikasında 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citron, Fiat, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek hafif ticari araçlar üretim bandından indi.

Yıllık 150 bin adet üretim kapasitesi hedeflenen proje, Eylül 2025’te Stellantis ile imzalanan stratejik anlaşma kapsamında hayata geçirildi. Daha önce Bursa’da üretilen Fiat Doblo ve Opel Combo modellerinin ardından dört markanın yeni nesil hafif ticari araçlarının da kentte üretilmesiyle Bursa’nın otomotiv sanayisindeki gücünün artırılması hedefleniyor.

Türk otomotiv sanayisini küresel arenada en üst lige taşımak istediklerini belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tofaş K9 Üretime Başlangıç Töreni’nde yaptığı konuşmada, 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen projenin Türkiye’nin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sağlayacağını belirtti.

Türkiye’yi Avrupa ve Dünyanın Üretim Üssü Haline Getirmek

Kacır, Türkiye’nin sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti ve ihracat kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şöyle konuştu:

"Tofaş K9 Üretime Başlangıç Töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Koç Topluluğu ve Stellantis iş birliğiyle, toplam 300 milyon dolarlık yatırımla ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa’mızda hayata geçirilen projenin otomotiv sektörümüze, ülkemize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Rekabetçi üretim kabiliyetine, özgün teknolojiler geliştirme yetkinliğine ve yetişmiş insan kaynağına dayanan sanayileşme, bir ülkenin kalkınmasının teminatıdır. Nitekim son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve uluslararası ticarette yükselen korumacılıkla birlikte üretim kabiliyeti; ülkelerin stratejik bağımsızlığına güçlü şekilde katkı sunuyor ve küresel ekonomideki konumunu belirliyor. Bu tablo karşısında son dönemde pek çok ülke; sanayi altyapılarını geliştirmek, kritik teknolojilerde yetkinlik kazanmak ve üretimdeki rekabet avantajlarını korumak için adımlar atmaya başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tesis ettiğimiz siyasi ve ekonomik istikrarla, planlı sanayileşme modelimizle, Ar-Ge ve yüksek katma değerli üretimi önceleyen politikalarımızla ve nitelikli insan kaynağına yaptığımız yatırımlarla ülkemizi küresel ekonomideki fırtınalara kuvvetli şekilde hazırladık. İmalat sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 250 milyar doların üzerine çıkarırken, dünyadaki payımızı ikiye katladık. Türkiye’yi; pek çok sektörde Avrupa’nın ve dünyanın üretim üssü haline getirdik. Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya dünyanın dört bir yanında kurduğumuz yeni ticaret köprüleri ve çeşitlendirdiğimiz ihracat pazarlarıyla, 2002’de 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatımızı 283 milyar dolara yükselttik. Türkiye bugün Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı odağımıza aldığımız daha müreffeh ve daha güçlü Türkiye yolculuğumuzda, kuşkusuz otomotiv sanayimizin müstesna bir yeri var. Gerek ana sanayide gerekse tedarik zincirinde oluşturduğu katma değer, sağladığı nitelikli istihdam ve ulaştığı ihracat hacmiyle otomotiv sektörümüz, Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ediyor. Emekçilerimizin ve Türkiye’ye inanan, güvenen girişimcilerimizin ortak azmi ve gayretiyle sektörümüz her yıl yeni başarılara imza atıyor. Türk otomotiv sanayimizin geçtiğimiz yıl 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek bir önceki yılın rekorunu tazelemesi, bu ortak çabanın ve elde ettiğimiz başarının en somut göstergelerinden biridir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sektörün üretim kapasitesini artıracak, teknoloji geliştirme kabiliyetini destekleyecek uygulamaları hayata geçiriyoruz. Nitekim son 23 yılda otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,6 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 857 projesini yatırım teşviklerimizle destekledik. Milli Teknoloji Hamlemiz için kıymetli gördüğümüz çalışmalara, uygun şartlarda finansman sağlayan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza, otomotiv sektörü oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen toplam 61,5 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 7 projeyi dahil ettik. HIT-30 Programımızın elektrikli araç ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla, sektörümüzün küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek yatırımlara toplam 9,5 milyar dolarlık destek ayırdık. Yenilikçi teknoloji çözümlerinin ülkemizde geliştirilmesi için 202 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 140 firmanın otomotiv alanındaki projelerini destekliyoruz. TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 278 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 439 bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33,82 milyar lira kaynak sağladık. Arzumuz, Türk otomotiv sanayisini; geliştirdiği teknolojiler, mühendislik yetkinlikleri ve oluşturduğu yüksek katma değerle küresel arenada en üst lige taşımaktır. Bu hedefe yürürken sahip olduğumuz en önemli rekabet üstünlüklerimizden biri Avrupa’da lider konumda olduğumuz ticari araç üretimidir."

Hafif Ticari Araçların Önemi ve Bursa’daki Tarihçesi

Geniş yükleme hacimleri, esnek kullanım imkânları ve yüksek verimlilikleriyle öne çıkan ticari araçlar, işletmelerin taşımacılık ve lojistik ihtiyaçlarına ekonomik çözümler sunarken kullanıcılarına da konfor, işlevsellik ve kullanım kolaylığı sağlıyor. Özellikle şehir içi taşımacılıkta sundukları pratik çözümler, farklı iş kollarının ihtiyaçlarına uyarlanabilen tasarımları ve düşük işletme maliyetleriyle esnaflarımızdan büyük lojistik şirketlerine kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor.

Kimi zaman esnafımızın ekmek teknesi, kimi zaman ailelerimizin yol arkadaşı olan hafif ticari araçlar, yıllardır yurdumuzun dört bir köşesinde ticaretin ve günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Artan e-ticaret hacmi, hızlanan şehir içi dağıtım faaliyetleri ve değişen lojistik ihtiyaçlar, dünya genelinde hafif ticari araçlara olan talebin artacağını ortaya koyuyor.

İşte bugün de ülkemiz otomotiv sanayiinin yükseliş ivmesini destekleyecek önemli bir yatırım vesilesiyle, 55 yıldır ülkemize üretimle, istihdamla ve ihracatla değer katan Tofaş tesislerindeyiz. Bu tesisler, ilklerin, Türk otomotiv sanayiinin önemli kilometre taşlarının adresi olageldi. 1971’de üretime başlanan efsanevi Murat 124 modeli, Türkiye’de sac karoserli modern otomobil üretiminin miladı oldu, geniş kitlelerin otomobile erişiminin önünü açtı.

2 milyonu aşan üretim, 1,5 milyona yakın ihracatla 2000’li yılların başarı hikayesinde büyük payı olan Fiat Doblo’nun 2010 yılında üretimine başlanan ve 12 yıl boyunca üretimde kalan ikinci neslinde, Tofaş mühendislerinin emekleri ve TÜBİTAK’ın da destekleriyle mühendislik geliştirme süreçleri tamamen Tofaş Ar-Ge Merkezinde sağlandı. Bu da otomotiv sanayiimiz için büyük bir kazanım oldu.

Bugün, 5 bine yakın çalışanı ve yıllık 500 bin araç üretim kapasitesiyle sanayimizin öncü kuruluşları arasında yer alan Tofaş, zamanla adları adeta birer simgeye dönüşen modelleriyle milletimizin hafızasında ve gönlünde ayrı bir yer edindi" dedi.

K9 Projesi ve Geleceğe Yönelik Hedefler

Bakan Kacır, "300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 Projesi, Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Tofaş’ın Ar-Ge birikiminden üst düzeyde yararlanılan projeyle; Stellantis çatısı altındaki markaların hafif ticari araçları ve yolcu taşımacılığına yönelik Combiversiyonları Bursa’daki üretim hatlarında hayat buluyor.

2000 yılında Bursa’da üretim yolculuğuna başlayan Doblo, şimdi Stellantis ailesinin diğer modelleriyle birlikte, daha modern, daha güçlü ve daha rekabetçi bir kimlikle doğduğu topraklara yeniden dönüyor. K9 Projesi, Tofaş’a yıllık 100 bin araçlık ilave üretim kapasitesi kazandırırken bin kişiye yeni istihdam sunacak.

Üretim sürecine katılan 100’e yakın yerli tedarikçi firmamız için de yeni iş fırsatları oluşturarak otomotiv sanayimizin gelişimine katkı sağlayacak. Proje kapsamında çoklu enerji platformuna uygun olarak kurulan üretim hattı, Tofaş’a üretim esnekliği kazandıracak. Gelecekte elektrikli hafif ticari araçların Bursa’da üretilmesinin önünü açacak. İnanıyorum ki burada hayata geçirilen yatırım kazanımları, daha büyük hedefler için birer başlangıç noktası olacaktır.

Adeta kabuk değiştiren küresel otomotiv endüstrisindeki gelişmeleri; Türk otomotiv sanayii için bir fırsata dönüştürmeye kararlıyız. Ülkemiz, son 23 yılda adeta sıfırdan inşa ettiği Ar-Ge ve inovasyon altyapısı ile köklü sanayi birikimi ve güçlü üretim kapasitesi sayesinde küresel otomotiv sanayisinin geleceğine yön verecek iddiaya, iradeye ve kabiliyete sahiptir" diye konuştu.

Elektrikli Araç ve Mobilite Yatırımları

Yeni nesil sanayi politikamızın somut örneği; elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg’la milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini gerçek kıldıklarını belirten Bakan Kacır, "Hâlihazırda ülkemizde üretim yapan küresel otomotiv firmaları mevcut üretim altyapılarını elektrikli ve hibrit araç teknolojileriyle geliştiriyor, yeni nesil modellerin üretimine yönelik yatırımlarını ülkemizde hayata geçiriyor.

Türkiye’de henüz üretimi olmayan markaların yatırımlarını Türkiye’ye kazandırabilmek için de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu yatırımları, Togg’la ivme kazanan yeni nesil mobilite dönüşümünün otomotiv sanayimizin geneline yayılması ve ülkemizin elektrikli araç üretimindeki yetkinliklerinin ileri taşınması açısından son derece kıymetli görüyoruz" dedi.

Türkiye’nin Otomotiv ve Mobilite Yatırımları İçin Doğru Adres Olması

Türkiye; köklü sanayi birikimi, güçlü tedarik ekosistemi, gelişmiş lojistik altyapısı ve geniş pazarlara erişim imkânıyla otomotiv ve mobilite yatırımları için doğru adrestir. Üyesi olduğumuz Gümrük Birliği ve imzaladığımız serbest ticaret anlaşmalarıyla, yatırımcılara 1 milyarlık nüfusa engelsiz erişim imkanı sunuyoruz. 86 milyonluk nüfusumuzla geniş bir iç pazara sahibiz.

Son 23 yılda gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla ülkemizi, pek çok gelişmiş ülkede dahi benzerine rastlanmayan modern ve kapsamlı bir ulaştırma ağıyla buluşturduk. Bu vesileyle tekrar vurgulamak isterim, Avrupa Birliği’nin sanayide rekabet gücünü artırmak, stratejik bağımlılıklarını azaltmak ve tedarik zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmek amacıyla atacağı adımlarda Türkiye’yi rakip değil, stratejik bir ortak olarak görmesi ve ülkemizin üretim gücünden daha fazla istifade etmesi, Avrupa’nın kendi menfaatleri açısından en doğru tercih olacaktır.

Avrupa sanayisiyle her geçen yıl derinleşen üretim ve ticaret ilişkilerimiz, bugün ülkelerimizin ekonomik geleceğini birbirine bağlayan stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. Nitekim 2002 yılından bu yana ülkemize yönelen uluslararası doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde 60’ı Avrupa Birliği ülkelerinden geldi.

Geçtiğimiz yıl ülkemizde 1,5 milyon motorlu araç üretildi. Bu araçların yüzde 80’e yakını; Avrupa Birliği’nin önde gelen otomotiv üreticilerinin doğrudan yatırımlarıyla veya yerli ortaklıklarıyla faaliyet gösteren tesislerin üretim bantlarından indi. Otomotiv yan sanayimizin ihracatının yüzde 64’ünü Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Otomotiv parça ve aksam ithalatımızın ise yüzde 56’sını Avrupa Birliği’nden karşılıyoruz.

Özellikle son yıllarda hayata geçirdiğimiz düzenlemelerle otomotiv sektörümüzün Avrupa Birliği mevzuatına uyum düzeyini önemli ölçüde artırdık. Araç güvenliği ve emisyon standartları başta olmak üzere yaptığımız düzenlemeler, otomotiv sanayimizin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumunu pekiştirdi. Türkiye, köklü sanayi birikimi, nitelikli insan kıymeti ve Avrupa ekonomisiyle bütünleşmiş üretim altyapısıyla, Avrupa Birliğinin ihtiyaç duyduğu rekabet gücünü ve ekonomik dinamizmi bir arada sunacak yegane ülkedir.