Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, iş hayatında yeşil ve dijital dönüşüme ilişkin, "Dönüşümün maliyetinin çalışanlara ve emek hareketine yüklenmemesini istiyoruz" dedi.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, ‘COP31’e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi’ programına katıldı. Programda Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde çalışma hayatında adil geçişin sağlanması ve sosyal taraflar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.
İklim değişikliği ile yeşil ve dijital dönüşümün çalışma hayatına etkilerinin ele alınması, çalışanların dönüşüm sürecine uyumunun desteklenmesi, yeni beceriler kazanmalarının sağlanması ve istihdam kayıplarına karşı koruyucu mekanizmaların geliştirilmesine yönelik politika ve önerilerin değerlendirilmesinin hedeflendiği bildirildi.
"Değişimin sancısız bir şekilde gerçekleşebilmesi için iklim değişikliğinin sorumlularının liderlik yapması gerekiyor"
Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, yeşil ve dijital dönüşümün birlikte yürütülmesini ifade eden ikiz dönüşüme olumlu yaklaştıklarını belirterek, geçmişte küreselleşme ve neoliberal politikalarla ilgili yaşanan sorunların tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı. Arslan, "Endişemiz ve korkumuz şu; iklim değişikliği çerçevesindeki yeşil dönüşümün ve dijital dönüşümün bütün maliyetlerinin sonuçta yine emek hareketine ve emekçilere yüklenmemesi gerektiği yönündeki uyarımızın altını çizmek istiyorum.
Yeşil ve dijital dönüşümün çalışma hayatını nasıl değiştireceği de gündemimizdeki önemli konulardan biridir. Bu değişimin nasıl gerçekleşeceği konusunda itirazlarımız var. Bu değişimin sancısız bir şekilde gerçekleşebilmesi için iklim değişikliğinin sorumlularının bu konuda öncülük ve liderlik yapması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
"Çalışanların dışarıda bırakıldığı, yok sayıldığı bir modele itiraz ediyoruz"
Emek hareketi olarak bu değişime evet dediklerini fakat birtakım itirazların da olduğunu söyleyen Arslan, "Çalışanların dışarıda bırakıldığı, maliyetin ağırlıklı olarak çalışanlara yüklendiği ve verimlilik kazancının paylaşımında çalışanların yok sayıldığı bir modele itiraz ediyoruz. İtiraz ettiğimiz bu modelin ülkemiz açısından da tartışılmasını istiyoruz. Türkiye, COP31 öncesinde iklim değişikliği konusunda nerede duruyor? Aslında ülkem ve bu ülkenin çocukları, iklim krizinin ortaya çıkmasında en az sorumluluğu olanlar arasındadır.
Buna rağmen ülkemiz, yaşadığımız zorlukların insanlık ailesi için doğuracağı sorunları dikkate alarak elini taşın altına koyuyor. COP31’in Türkiye’de gerçekleştirilecek olması, ülkemiz açısından gerçekten büyük bir kazanım. Türkiye, inşallah COP31’le birlikte yeni bir anlayışı ve yaklaşımı inşa etme konusunda daha kararlı olacaktır. Bu, bizim açımızdan önemli bir avantajdır" değerlendirmesinde bulundu.
Arslan, İklim Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini belirterek, 17 sektör ve 33 tema kapsamında hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’nin tamamlanarak, Türkiye’nin yol haritası hâline gelmesini beklediklerini ifade etti.
"Emekçilerin teknolojik dönüşümle mevcut haklarının ellerinden alınmasına yol açması bizi kaygılandırıyor"
Arslan, ILO’nun araştırmasına göre her dört çalışandan birinin yapay zekadan etkilenebilecek durumda olduğunu belirterek, "Yapay zeka konusunu gündemimizde daha yoğun biçimde ele almamız ve daha hızlı kararlar almamız gerekiyor. Teknolojik dönüşüme prensip olarak evet diyoruz. Ancak bu dönüşümün hangi şartlarda ve hangi kurallarla gerçekleşeceği çok önemli. Bu sürecin emekçilerin daha fazla mağdur edilmesine ve mevcut haklarının ellerinden alınmasına yol açması bizi kaygılandırıyor" dedi.
"Dönüşümün maliyetinin çalışanlara ve emek hareketine yüklenmemesini istiyoruz"
Yeşil dönüşüm kapsamında yenilenebilir enerji sektöründe istihdamın dünya genelinde 16,5 milyonu aştığının altını çizen Arslan, "Yeşil dönüşümün parçası olan alanlarda yeni istihdam olanakları ortaya çıktı. Bunları yeşil dönüşümün sağladığı avantajlar olarak görmeli ve üzerinde çalışmalıyız.
Ancak yeşil dönüşümle ortaya çıkan istihdam alanlarında çalışanlar temel haklarını kullanamıyorsa; insana yakışır iş, sendikalaşma, ücret, iş sağlığı ve güvenliği gibi endüstri ilişkileri sistemimizin temel unsurlarını bu sürece dâhil edemezsek yeşil dönüşüm bizi başka bir mecraya götürecektir. Bu nedenle sendikal hakların ve ücret konusundaki temel hakların, yeşil dönüşümün sağladığı istihdam alanlarında çalışanlara da uygulanması gerekiyor. Biz ne istiyoruz? Dönüşümün maliyetinin çalışanlara ve emek hareketine yüklenmemesini istiyoruz. Başka ne istiyoruz?
Çalışanların bu sürece aktif olarak katılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
"Ülkemizin endüstri ilişkileri sistemini yeniden güncelleyecek, sendikalaşmanın önünü daha hızlı açacak adımlara ihtiyacımız var"
İklim değişikliğinin yol açtığı zorluklara dikkati çeken Arslan, "İklim değişikliğinin getirdiği zorlukların farkındayız. Bize yaşattığı sıkıntıları biliyoruz. Son günlerde yaşadığımız seller ve benzeri doğal afetler de bunun göstergesi. Buna rağmen bu sürecin emekçilere, emek hareketine ve sendikal harekete yeni zorluklar getirmemesi gerekiyor. En büyük endişemiz şu; Türkiye’de işçi sayısı 18 milyona yaklaşıyor.
Bu işçilerin büyük bir bölümü özel sektörde çalışıyor ve bunların da büyük bir bölümünde sendikalaşma, örgütlenme ve toplu sözleşme bulunmuyor. İklim değişikliğiyle birlikte getirilecek düzenlemeler karşısında taleplerimizin nasıl hayata geçirileceği konusunda ciddi endişelerimiz var. Bu nedenle ülkemizin endüstri ilişkileri sistemini yeniden güncelleyecek, sendikalaşmanın önünü daha hızlı açacak, sosyal diyalog mekanizmalarını güçlendirecek ve bu mekanizmaları işlevsel hâle getirecek adımlara ihtiyacımız var" diye konuştu.
Arslan’ın konuşmasının ardından diğer sendika başkanlarının konuşmasıyla devam eden programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak katıldı.
Foto Galeri (3 fotoğraf)
Kaynak: İHA




