Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 27 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen olayda, 3 çocuk annesi 28 yaşındaki Rojda Yakışıklı, dini nikahlı eşi 38 yaşındaki Okay Gür tarafından öldürüldü. Yakışıklı'nın cesedi, evden yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki dere yatağına gömüldü.

Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında Okay Gür ile köylüler Ömer Dorğun ve oğlu Barış Dorğun gözaltına alındı ve tutuklandı. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıklar hakkında kadına karşı kasten öldürme suçundan dava açtı.

Olayın gelişimi ve tutuklamalar

İddianamede, Rojda Yakışıklı'nın kaybolduğu bilgisinin ağabeyi tarafından kolluk kuvvetlerine bildirildiği, polislerin eve giderek aile bireylerinin ifadelerini aldığı belirtildi. İlk ifadelerde, Okay Gür'ün Rojda'yı evden götürdüğü anlatıldı.

Yakalama tutanağına göre, Okay Gür gözaltına alındığında suçlamaları reddetti ancak cesedin bulunduğu bölgenin fotoğrafı gösterilince cinayeti itiraf etti. Barış Dorğun ise Okay Gür'ün Rojda'yı öldürüp gömdüğünü kendisine söylediğini ve susması karşılığında 1 milyon TL teklif ettiğini anlattı. Ömer Dorğun ise olayla ilgisi olmadığını, arazi satışı için çağrıldığını ve cenazeye sonradan gittiklerini savundu.

Savcılık, şüphelilerin ifadelerindeki çelişkiler ve Barış Dorğun’un cesedin yerini doğru göstermesine dayanarak birlikte hareket ettiklerini değerlendirdi.

Duruşma süreci ve savunmalar

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanıklar SEGBİS aracılığıyla katıldı. Müştekiler ve avukatları da duruşmada yer aldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatının davaya katılım talebi kabul edilirken, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin katılım talebi reddedildi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, bazı tanıkların zorla getirilmesi için talimat verdi ve duruşmayı 7 Aralık tarihine erteledi.

Sanığın cinayeti işleme nedeni ve mağdurun korunma talebi

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi avukat Nazlı Matur, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Okay Gür’ün tahliyesinden bir gün sonra Rojda Yakışıklı’yı öldürdüğünü belirtti. Failin yaklaşık 4 yıl önce uyuşturucu imal ve ticareti suçundan tutuklandığını ve cezaevinde bulunduğunu ifade etti.

Rojda Yakışıklı'nın, eşinin tahliye edileceğini öğrenince can güvenliği endişesiyle kolluk kuvvetlerine başvurduğunu ve korunma talebinde bulunduğunu aktaran Matur, ihbardan iki gün sonra cinayetin işlendiğini söyledi.

Matur, olay günü Okay Gür’ün eve gelir gelmez Rojda ile tartışmaya başladığını, telefonuna el koyduğunu ve telefonundaki pantolonlu fotoğrafları görüp, "Nasıl olur da pantolon giyersin?" diyerek tartışmayı sürdürdüğünü anlattı. Ardından Rojda’yı evin garaj olarak kullanılan bölümüne götürdüğünü belirtti.

Sanığın kendi ifadesine göre, tartışmanın ardından Rojda 50 santimetrelik iple boğularak öldürülmüş ve cesedi dere yatağına gömülmüştür.

Sanığın savunması ve müşteki vekillerinin talepleri

Matur, sanığın duruşmadaki pişmanlık ifadesinin az ceza almak ve eylemine meşru gerekçe kazandırmak amacı taşıdığını söyledi. Sanığın soruşturma aşamasında dile getirmediği iddiaları duruşmada haksız tahrik hükümlerinden faydalanmak için ileri sürdüğünü belirtti.

Sanık, Rojda'nın kendisini aldattığını iddia etmiş ancak dosyada bu iddiayı destekleyen herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Matur, bu iddiaların gerçek nedeni ortaya koymaktan çok ceza sorumluluğunu azaltmaya yönelik olduğunu vurguladı.

Müşteki vekilleri, tüm sanıkların iştirak halinde kadına karşı kasten öldürme suçundan sorumlu tutulmasını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti. Matur, "Bir kadının yaşamı üzerinde söz sahibi olmak istemesi, korunma talebinde bulunması, şiddet içeren ilişkiden ayrılmak istemesi, istediği gibi giyinmesi ya da 'hayır' demesi şiddet görmesine ya da yaşam hakkının elinden alınmasına gerekçe olamaz" dedi.