Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında tutuklanma sürecinde önemli bir rol oynayan sevk yazısının, dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından hazırlandığı ortaya çıktı. 10 Mart 2011 tarihli bu yazıda, Öz'ün Kozinoğlu'nun tutuklanması talebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliğine sevk edilmesini istediği belgelerle netleşti. Bu gelişme, Kozinoğlu'nun tutuklanma sürecinin hukuki zeminini ve sorumlularını daha da görünür kıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunca hazırlanan belgelerde, Kozinoğlu'nun "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma" gibi ciddi suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Dönemin savcısı Zekeriya Öz tarafından imzalanan sevk yazısında, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve suç için öngörülen cezanın üst sınırı gerekçe olarak gösterildi. Bu durum, Kozinoğlu'nun tutuklanmasının hukuki dayanaklarını detaylı şekilde ortaya koydu.

Zekeriya Öz'ün meslek hayatı ve yargı süreci ise farklı bir boyut kazandı. Ergenekon ve 17-25 Aralık soruşturmalarında aktif görev alan Öz hakkında, ilerleyen yıllarda FETÖ/PDY kapsamında çeşitli soruşturmalar başlatıldı. 2015 yılında Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından meslekten ihraç edilen Öz, 17 Aralık soruşturmasına ilişkin çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Hakkında açılan davalarda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile birlikte toplamda 27 yıl 6 aydan 72 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Bu süreç, Öz'ün yargıdaki durumunun ne denli kritik olduğunu gösterdi.

Öz'ün 2015 yılından itibaren firari olması ve hakkında yakalama kararı çıkarılması, yargı sürecini daha da karmaşık hale getirdi. Öz'ün Almanya'ya kaçtığı iddiaları gündeme gelirken, Türkiye'de devam eden yargı süreçleri nedeniyle firari olarak aranıyor. Bu durum, Öz'ün yargı önüne çıkarılmasının önündeki engelleri artırıyor ve davaların seyrini etkiliyor.

Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesi ise uzun süredir tartışma konusu oldu. Ölümüne ilişkin soruşturma, 2026 yılında yeniden başlatıldı. Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırıldı. Bu karar, Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümünün yeniden ve kapsamlı şekilde incelenmesinin önünü açtı. Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu'nun cezaevinde bulunduğu dönemde görev yapan bazı kişiler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi. Bu gelişmeler, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili şeffaflık ve adalet arayışının sürdüğünü gösteriyor.

Sonuç olarak, Kaşif Kozinoğlu'nun tutuklanmasına ilişkin sürecin merkezinde yer alan Zekeriya Öz'ün hukuki durumu ve Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümü, Türkiye'nin yakın tarihindeki önemli yargı ve istihbarat meseleleri arasında yer alıyor. Bu olaylar, hem yargı sisteminin işleyişi hem de devlet içindeki istihbarat faaliyetlerinin denetlenmesi açısından kritik öneme sahip. Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili yeniden açılan soruşturma ise bu meselelerin çözümünde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.