Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye, Terörsüz Türkiye ile önümüzdeki dönemi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki genç nüfus avantajını kullanacak. Terörsüz Türkiye ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri Türkiye’nin yeni büyüme motoru haline gelebilir" dedi.

AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı ile AK Parti Teşkilat Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen ’Kuruluşunun 25. Yılında, İktidara Gelişinin 24. Yılında AK Parti’ başlıklı panel, partinin genel merkez binasında gerçekleştirildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanı sıra AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş ile AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’ın katıldığı programda, AK Parti hükümetleri döneminde geçen 24 yıllık iktidar dönemi ile AK Parti’nin gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

Programda konuşan Bakan Şimşek, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve AK Parti hükümetleri döneminde daha hızlı bir ekonomik büyüme sağlandığını ifade ederek, 1923-2002 yılları arasında ortalama reel büyüme oranının yüzde 4,7 olduğunu, AK Parti hükümetleri döneminde ise bu oranın yüzde 5,3 olduğunu söyledi.

Türkiye’nin dünya ekonomileri arasında 16’ncı sıraya yükseldiğini ve kişi başına düşen milli gelirin 18 bin doları çıktığına dikkati çeken Bakan Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde geçmişe, Türkiye’ye benzer ülkelere ve dünyanın büyüme hızına göre ciddi bir başarı olduğunu kaydetti.

Ekonomide öncelik tek haneli enflasyon

Gelecek dönemlere ilişkin ekonomik hedeflere değinen Şimşek, "Ekonomide önceliğimiz tek haneli enflasyon. Aslında 2000’li yılların başında enflasyonu tek haneye indirdik ve uzun süre orada tuttuk. Fakat daha sonra çift haneye çıktı ve şimdi tekrar düşüş trendindedir. Enflasyonun tek haneye inmesi demek uzun vadeli krediye erişim demek. Daha çok yatırım, üretim ve rekabet gücü demek ama tek haneli enflasyon aynı zamanda daha adil gelir dağılımı demek çünkü enflasyon en çok sabit gelirlileri vuruyor. Mali disiplini devam ettireceğiz çünkü Türkiye, mali disiplini devam ettirerek aslında başarıları elde etti. Türkiye uzun bir süredir hep cari açık veriyor. Daha çok içeride petrol ve doğalgaz üreterek, yenilenebilir enerji, sanayide yüksek katma değer ve büyük hizmet ihracatı üzerinden Türkiye, cari fazla vermek istiyor. Bu ciddi bir yapısal dönüşümü içeriyor ama AK Parti, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bunu da başarabilir diye inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Enflasyonun tek haneye inmesi en kritik değişkendir"

Gelir dağılımında iyileşmenin çok önemli olduğunu da belirten Bakan Şimşek, "Hızlı büyüyebilirsiniz ama gelirin adil dağılımı en kritik konuların başında geliyor. Burada vergi politikaları ve vergide adaleti sağlamak çok önemli ama enflasyonun tek haneye inmesi en kritik değişkendir. Geçmiş sanayi devrimlerini ıskaladık. Şimdi yapay zeka hazırlık endeksinde bize benzer ülkelerin üzerindeyiz, gelişmiş ülkeleri yakalamak için çok iyi bir yol haritamız var" açıklamasında bulundu.

Terörsüz Türkiye’nin ekonomik etkileri

Terörsüz Türkiye sürecinin ekonomik boyutuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Şimşek, "Terörle mücadelede çok önemli kayıplar verdik. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Terörün bir de ekonomik maliyeti var. Bazı tahminlere göre 2, bazı tahminlere göre 2,3 trilyon dolar. Türkiye 2,3 trilyon doları terörle mücadele yerine kalkınmaya, Ar-Ge’ye harcasaydı ne konumda olurdu? Şimdi o eşikteyiz. Türkiye, Terörsüz Türkiye ile önümüzdeki dönemi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki genç nüfus avantajını kullanacak. Güneydoğu Anadolu’da ortanca yaş 26 civarı, Türkiye ortalaması 35, Avrupa ortalaması ise 45. Bu bölgeler genç, bu bölgelere altyapı götürdük, üniversiteleri kurduk, okullar açtık. Çok cömert teşvikler veriyoruz fakat özel sektör bu bölgeye yeterince rağbet göstermedi. Bundan sonra AK Parti hükümetleri döneminde bu bölgeler Türkiye’nin yeni büyüme motoru haline gelebilir" ifadelerine yer verdi.

AK Parti yöneticilerinden değerlendirmeler

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ise gelişmiş 10 ülkenin ortak özelliklerine dikkati çekerek ve bu ülkelerde iyi bir yönetim sisteminin ön plana çıktığını belirterek, "Milletiyle savaşan bir devlet anlayışı yerine milleti devlet yapan bir anlayış geldi. AK Parti hükümetleri ile millet devlet olmuştur. Milletin dışında ayrı bir devlet yok. Devlet 87 milyondur, onun örgütlenmiş halidir. Türk Silahlı Kuvvetleri güçlendi, savunma sanayiimiz dünyada önemli şirketleri üretti. Dünyada önemli ihracat yapan ülkeler arasına girdik. TSK, dünyanın değişik bölgelerinde barış ve huzura katkıda bulunuyor. Hem silahlı kuvvetlerimiz hem de siyaset güçlendi. Bunları yaparken de reformlar yaparak buraya ulaştık" diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş da AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana birçok olumsuz durumla karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, "Seçime 1,5 seneye yakın bir zaman var. Bizim hatalarımız ve eksilerimiz vardır ama 24 yılda iktidarımızda yaptığımız işlerde doğru olan terazimiz çok daha ağır basar. 7 Mayıs 2028’e kadar yapılacak seçimler içerisinde bizim muhakkak ilk günkü aşkla, heyecanla, geçmişi yaşamamak için elimizden gelen gayreti daha yüksek seviyede göstererek 29. Dönem seçimlerine büyük bir aşkla çalışmamız gerekir" ifadelerine yer verdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Devleti oligarşinin devleti olmaktan çıkardık, milletin devleti yaptık. Vesayeti yendik, 27 Nisan muhtırasıyla milletin verdiğini elimizden almaya kalktılar. Bütün bunları yapan, Türkiye’de büyük demokratik yapıyı gerçekleştiren birlik ve bütünlüktür. Bizden önce demokrasiyi hakim kılmak isteyenleri nasıl engellediler? Teşkilatlarını dağıttılar, vekil gruplarını dağıttılar. Vesayetin en karanlık günlerinde bile bizden mahalle temsilcimizi bile söküp alamadılar. Türkiye’de demokrasinin bekçileri, mahalle temsilcileridir. En büyük eserimiz AK Parti’dir. Biz, ‘toplumsal talebin siyasete dönüştürülmesine siyaset denir’ diyoruz. Bizden önce çok sık kullanılan bir kavram var, ‘Parlamenter demokrasi birikimi’. Türkiye’de asıl problem vatandaşın demokrasi arayışına devlet eliyle engel olunmasıydı. Hiçbir şey siyaset üstü değildir. Türkiye’nin dış politikada tek ekseni Ankara’dır. Ankara dışında dış politikaya kimse karar veremez. Hepimiz güvende değilsek hiçbirimiz güvende değiliz. Bizim istikrarlı olmamız kadar Suriye de Irak da istikrarlı olmalı."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş de AK Parti’nin siyaseti iktidarını sürdürmenin bir aracı olarak görmediğini belirterek, "Milletin, memleketin kaynağını denetlemesi için görevlendirilenler; eğer görevini bırakıp ganimet peşine düşmüşse tarihte nasıl zelil olmuşsa, bugün nasıl zelil oluyorsa inşallah bu yolda her zaman zelil olacaktır. Siyasi hareketlerin en önemli imtihanı kendileriyledir, sahip oldukları ahlaki zeminledir. Biz ana sığınağımızın yegane ahlak olduğuna inanan bir siyasi hareketiz, böyle de olmaya devam ediyoruz. Bugün karşılaştığımız zorluklarda her zaman sahip olduğumuz değerlere, yüksek siyaset yapma sebebimize sığınıyoruz. Onun için davamız, mücadelemiz demeye, Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümü yeni bir anayasayla tarihe kazımaya ant içmiş bir kadroyuz" açıklamasında bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman da AK Parti’nin milletin partisi olduğunu ve 3 Kasım 2002’den beri Türkiye’de eskiye oranla birçok farklılıkların meydana geldiğini dile getirerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’de devlet-yönetim ilişkisi değişti. Türkiye’de siyaset-insan ilişkisi değişti. Siyasetin paradigması değişti ve ‘Boğazın hasta adamı’ olarak nitelenen Türkiye’miz, bugün dünyanın küresel güçlerinden birisi haline geldi" dedi.