Her yıl 14 Eylül’de kutlanan Dünya Atopik Dermatit Günü, hastalığın cilt belirtilerinin yanı sıra uyku düzeni, psikolojik iyi oluş ve günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Atopik dermatit, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen kronik bir cilt hastalığı olarak biliniyor.
Atopik dermatitin görünmeyen yükü nasıl ortaya kondu?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Bölümü öğrencileri, "Cildimdeki Hikâye" adlı proje kapsamında atopik dermatitin fiziksel ve duygusal etkilerini sanat yoluyla görünür kılmak amacıyla çalışmalar gerçekleştirdi. Proje, gerçek hasta deneyimlerinden ilham alarak hastalığın günlük yaşam üzerindeki görünmeyen etkilerini ifade eden özgün lif sanatı eserleri ortaya çıkardı.
AbbVie Türkiye iş birliğiyle düzenlenen Lif (Tekstil) Sanatı Yarışması’nda finale kalan beş eser arasından dereceye girenler ödül töreninde açıklandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Kemal Can, tekstilin sadece bir kumaş parçası olmadığını, maddi ve manevi anlamlar taşıdığını belirterek, "Tekstil, insanın ikinci derisidir" dedi. Can, yarışmanın atopik dermatit hastalarının fiziksel ve duygusal deneyimlerini lif sanatıyla izleyicilere aktarmayı, farkındalık yaratmayı ve empati oluşturmayı hedeflediğini vurguladı.
Uzmanlar ve hasta temsilcilerinden atopik dermatit değerlendirmesi
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Demet Kartal, atopik dermatitin kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen kronik bir hastalık olduğunu ifade etti. Hastaların şikâyetlerini önemseyip uygun tedavi için sağlık profesyonellerine başvurmalarının önemine dikkat çekti.
Alerji ile Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Ceylan ise atopik dermatitin sadece ciltte görülen belirtilerden ibaret olmadığını belirterek, "Hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılması için hasta deneyimlerinin görünür kılınması büyük önem taşıyor" dedi. Ceylan, "Cildimdeki Hikâye" projesinin bu açıdan değerli olduğunu sözlerine ekledi.
Yarışmada birincilik ödülünü alan "Çatlaklardan Filizlenen" adlı eserin sahibi Gülcan Körpınar, eserini şöyle anlattı: "Çalışmamda görünür ve görünmez izleri kusur olarak değil, yaşanmışlığın ve farklılığın parçası olarak yeniden yorumladım. Kuru topraktaki çatlaklardan filizlenen gelincik çiçeğinden ilham aldım; en zor koşullarda bile yaşamını sürdüren doğanın gücünü vurguladım. İnsanın kırılganlıklarından filizlenip yeniden var olabilme gücünü anlatmaya çalıştım."
Kaynak: Habertürk Sağlık. Bu haber, kaynaklardan derlenen bilgilerle Haber Olay haber merkezi tarafından hazırlanmıştır.




