İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihindeki olayların ardından Gazze’de başlattığı soykırımda 3 yıl geride kaldı.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılardan 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazlası yaralandı. Enkaz altında kalan ve henüz kayıtlara geçirilemeyen ölümler nedeniyle can kaybının çok daha yüksek olacağı tahmin ediliyor.

Gazze’de önemli bir kısmı kadın, çocuklardan oluşan nüfusun zorla yerinden etme, hedef ayırt etmeyen bombardımanlar ve abluka politikalarıyla uygulanan sistematik açlık ve soykırım politikalarına hedef olması, insanlık vicdanını incitmenin yanı sıra bölgedeki mevcut gerilimleri büyütürken Lübnan’da İsrail-Hizbullah savaşı, İran ile İsrail arasında doğrudan saldırılar ve ABD’nin de dahil olduğu daha geniş savaşlar patlak verdi.

Gazze’ye yönelik saldırılar sonucu Orta Doğu’daki dengeler değişirken, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğindeki risk artışı küresel ekonomiyi olumsuz etkiledi.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik "Aksa Tufanı" operasyonu ve bundan birkaç saat sonra İsrail’in Hamas’ı yok etme gerekçesiyle Gazze’ye yönelik saldırılar ile kanlı bir savaş başlatmasının üzerinden üç yıl geçti.

Gazze’de tahliyeler ve kara harekatları

13 Ekim 2023’te İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyinin 24 saat içinde tahliye edilmesini emretti. BM personeli ve BM tesislerine sığınanlar da dahil olmak üzere 1,1 milyon kişinin bölgenin güneyine taşınması çağrısı, Gazze nüfusunun neredeyse tamamının yerlerinden edilme sürecinin başlangıcı oldu.

Gazze’de zaten çökme noktasında olan insani yardım sistemi ve havadan, karadan ve denizden yapılan ayrım gözetmeyen saldırılarla harap olan altyapı nedeniyle gidebilecek hiçbir yeri olmayan insanlar, insanlık dışı bir tahliye emriyle yerlerinden edildi. Aynı gün İsrail Savunma Kuvvetleri askerleri, baskın olarak tanımlanan bir operasyonla Gazze Şeridi’ne girdi.

27 Ekim 2023’te İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze’de savaşın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu ve İsrail Ordusu, Gazze’ye yönelik geniş kapsamlı kara operasyonlarını başlattı. İsrail savaş uçakları Gazze’ye daha fazla bomba yağdırırken, Netanyahu İsraillileri "uzun ve zorlu bir askeri harekata hazırlıklı olma" konusunda uyardı.

Hastane baskını ve kara saldırıları

15 Kasım 2023’te İsrail askerleri, günler süren kuşatmanın ardından Gazze’nin en büyük hastanesi olan Şifa Hastanesi’ne girdi. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz işgal yönetimi tarafından inşa edilen ve Gazzeliler için bir simge haline gelen hastane, İsrail’in 1948’den itibaren Gazze’ye karşı yürüttüğü 15 savaşa rağmen ayakta kalmıştı.

800 yatak kapasitesi ve doğum servisinde her ay 2 bin 500 ila 3 bin kadının doğum yaptığı hastaneden İsrail ordusunun birkaç ay sonra ayrılmasıyla birlikte geriye yalnızca yıkıntılar, küller ve cesetler kaldı.

4 Aralık 2023 tarihinde İsrail güçleri, kısa süreli ateşkesin sona ermesinin ardından Gazze Şeridi’nin güneyindeki en büyük kent olan Han Yunus ve çevresine yönelik ilk büyük kara saldırılarını başlattı. İsrailli yetkililer, Gazze’nin kuzeyi için yapılan tahliye çağrılarının ardından insanların büyük çoğunluğunun sığındığı Han Yunus şehrine helikopterlerle broşürler bırakarak sivillere şehri tahliye etme çağrısı yaptı.

Gazze’nin kuzeyinden tahliye edilerek buraya gelen yüz binlerce sivil, nereye gideceğini bilmez durumda kaldı.

Uluslararası hukuk ve insani kriz

29 Aralık 2023’te Güney Afrika, BM’nin en üst düzey yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhinde soykırım davası açtı. İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğünü savunduğu operasyonlar çerçevesinde soykırım yaptığı gerekçesiyle uluslararası mahkemeye yapılan başvuruda ayrıca, Filistin halkının Soykırım Sözleşmesi kapsamında korunan bir grup olarak değerlendirilmesi ve soykırımdan kurtarılmaları için acil tedbirler alınması talebinde bulunuldu.

26 Ocak 2024’te UAD, İsrail’in Gazze’de yaşayan Filistin halkına yönelik soykırım eylemlerini engellemek için tüm önlemleri almasının zorunlu olduğuna hükmetti. Mahkeme ayrıca Filistinlilerin karşı karşıya olduğu olumsuz yaşam şartlarının ortadan kaldırılması için temel hizmetler ve insani yardımların sağlanmasına ve İsrail’in bir ay içinde mahkemeye aldığı tüm tedbirlere ilişkin rapor sunmasına da hükmetmişti.

29 Şubat 2024’te İsrail’in Gazze’de gıda yardımı almak için bekleyen Filistinlilere düzenlediği saldırıda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin yaralıları taşıyan sağlık ekiplerini de hedef aldıklarını anlattı. Olay, savaşın en kanlı ve acımasız saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti.

Aynı gün, Gazze Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 30 bini aştığını duyurdu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin yayımladığı rapor da, 30 bin eşiğinin aşıldığını teyit etti.

1 Nisan 2024’te İsrail’in Gazze’ye gerçekleştirdiği bir saldırı sırasında World Central Kitchen için çalışan 7 yardım görevlisi hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 1 Nisan’daki saldırının izole olarak gerçekleşen bir hata olmadığını ve insani yardım kuruluşlarının kasıtlı bir şekilde hedef alındıklarını savundu.

Ateşkesler, lider değişiklikleri ve devam eden çatışmalar

6 Mayıs 2024’te Hamas, Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin serbest bırakılması ve İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesi için bir takvim öngören ateşkes metnini kabul ettiğini duyurdu ancak İsrail, metni kabul etmediğini açıkladı. İsrail, Filistinlilere Gazze’nin en güneyinde, Refah’ın bazı bölgelerini de tahliye etme çağrısında bulundu.

23 Haziran 2024’te İsrail Başbakanı Netanyahu, Hamas’a karşı yoğun savaş döneminin sona yaklaştığını ancak Hamas bölgeyi kontrol ettiği sürece savaşın devam edeceğini açıkladı. Netanyahu, Gazze’deki yoğun aşamanın tamamlanmasıyla birlikte İsrail ordusunun bazı güçlerini Lübnan sınırına kaydıracağını da duyurdu.

31 Temmuz 2024’te Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da suikastle öldürüldü. Bölgede gerginliği tırmandıran saldırıdan günler sonra Hamas’ın yeni lideri Yahya Sinvar oldu.

23 Ağustos 2024’te Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de 25 yıl aradan sonra ilk kez çocuk felci vakası görüldüğünü duyurdu. Bunun ardından DSÖ, Gazze’de 8 yaş altı 600 bin çocuğa yönelik çocuk felci aşılama kampanyası yürüttü.

18 Ekim 2024’te Hamas, lideri Yahya Sinvar’ın hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail Ordusu ise Sinvar’ın Gazze’de içinde bulunduğu binanın tank ateşiyle vurulduğu anların yer aldığı bir videoyu kamuoyu ile paylaştı.

21 Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Netanyahu, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Hamas’ın "Muhammed Deyf" olarak bilinen lideri İbrahim el-Masri hakkında yakalama emri çıkardı. Yakalama emri, 8 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze Şeridi’nde işlenen suçlar ve insanlığa karşı suçların cezai sorumluluk taşıdığı gerekçesiyle çıkarıldı.

16 Aralık 2024’te Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 45 bin 28’e yükseldiğini duyurdu. Yetkililer, binlerce cesedin enkaz altında veya sağlık ekiplerinin ulaşamadığı bölgelerde bulunması nedeniyle gerçek ölü sayısının daha yüksek olduğunu belirtti.

Ateşkes süreci ve yeni saldırılar

15 Ocak 2025’te İsrail ile Hamas, Gazze’de çatışmaları durdurmak ve İsrailli esirlerle Filistinli tutukluları takas etmek üzere anlaşmaya varıldığını duyurdu. Anlaşma, Orta Doğu’yu altüst eden 15 aylık savaşın sona ermesi ihtimalinin de önünü açtı. ABD Başkanı Joe Biden’ın görevinin son günlerine yaklaştığı bir dönemde duyurulan ateşkes, ABD’nin desteğiyle Mısırlı ve Katarlı ara bulucuların yürüttüğü aylarca devam eden müzakerelerin ardından sağlandı.

1 Mart 2025’te ateşkes anlaşmasının ilk aşaması, taraflar ikinci aşama üzerinde anlaşma sağlayamadan sona erdi. İsrail, daha fazla esirin serbest bırakılmasıyla ilk aşamanın uzatılmasını istedi. Hamas ise ilk anlaşmaya bağlı kalınmasını ve ikinci aşama görüşmelerine geçilmesini savundu. İsrail, baskı kurmak amacıyla Gazze’ye yardım girişini durdurdu.

18 Mart 2025’te İsrail, Gazze’de kalan rehineleri kurtarmak için güç kullanacağını açıkladı ve yoğun hava saldırılarını yeniden başlattı. Ateşkes süreci boyunca saldırılarını sınırlı bir şekilde sürdüren ve 100’e yakın sivili öldüren İsrail, 18 Mart 2025 tarihinde sabah saatlerinde başlattığı ve 263’ü kadın ve çocuk olmak üzere 400’den fazla Filistinlinin ölümüne neden olan bir saldırı ile ateşkese son verdi. Netanyahu, bundan sonra müzakerelerin "ateş altında" yürütüleceğini söyledi.

18 Mayıs 2025’te İsrail ordusu, Gazze’ye yeni bir kara harekatına başlandığını duyurdu. Ordu açıklamasında, hedefler rehinelerin geri getirilmesi ve Hamas yönetiminin ortadan kaldırılması olarak belirtildi. Kara operasyonu, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Gazze’nin tamamını ele geçirip süresiz olarak kontrol altında tutmayı planladıklarını açıklamasından günler sonra geldi. Netanyahu, "İsrail güçlerinin baskın yapıp geri çekilmeyeceğini, bilakis kalıcı olarak bölgede bulunacağını" açıkladı.

19 Mayıs 2025’te İsrail’in 2 Mart’ta durdurduğu insani yardım girişleri, sınırlı bir şekilde yeniden başladı. Yardım kuruluşları, miktarın ihtiyacın çok altında olduğunu vurguladı. Mayıs ayının son haftasında ise ABD ve İsrail’in desteklediği Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) ilk dağıtım merkezlerini açtı. BM öncülüğündeki yardım dağıtımını devre dışı bırakmaya yönelik proje, yardım kuruluşlarının itirazlarıyla karşılandı. Sonraki haftalarda, yardım dağıtım noktalarının yakınında yardım almaya çalışan çok sayıda insanın öldürülmesi, ağır tepkilere neden oldu.

Kıtlık ve Doha saldırısı

22 Ağustos 2025’te Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) raporunda, Gazze şehri ve çevresinde kıtlık yaşandığı ilk kez resmen ilan edildi. IPC raporunda Gazze şehri ve çevresindeki nüfusun felaket düzeyinde açlık ile karşı karşıya olduğu ve kıtlığın İsrail kaynaklı olduğuna işaret edildi. IPC, kıtlığın güneydeki bölgelere de yayılabileceği uyarısında bulunurken, İsrail değerlendirmeyi reddetti.

9 Eylül 2025’te İsrail, Katar’ın başkenti Doha’da Hamas’ın Gazze’de ateşkes ve esir takasına ilişkin ABD teklifini görüşmek üzere burada bulunan müzakere heyetini hedef aldı. Saldırıda 5 Hamas mensubu ile 1 Katarlı güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Hamas, saldırıda hedef alınan müzakere heyetinin sağ kurtulduğunu açıkladı.

Beyaz Saray saldırıdan kısa süre önce bilgilendirildiklerini açıklarken, saldırı ABD ile güvenlik anlaşmaları bulunan ve Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelerde büyük bir güven kaybına neden oldu. Ara buluculuk faaliyetleri sonucu hedef durumuna düşen Katar, saldırıyı egemenliğinin ihlali ve devlet terörü olarak nitelendirdi.