Ankara’da kadınlara wing chun eğitimi veren Başantrenör Mustafa Coşkun, savunma sanatının yalnızca fiziksel saldırılara karşı korunmayı değil, tehlikeyi önceden fark ederek süreci doğru yönetmeyi de öğrettiğini belirtti.

Ankara’da kadınlara savunma sporu eğitimi veren başantrenör ve salonun kurucusu Mustafa Coşkun, 17 yıldır wing chun eğitimi verdiğini belirterek, bu branşın günlük hayatta karşılaşılabilecek tehlikelere karşı kişilere hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hazırlık sağladığını söyledi. Coşkun, Wing Chun’un diğer spor dallarından farklı olarak ısınma ve kondisyon çalışmalarından ziyade teknik temelli bir savunma sistemi olduğunu ifade ederek, kişinin saldırı gerçekleşmeden önce tehlikeyi fark etmesinin ve doğru müdahalede bulunmasının önemine dikkati çekti.

Mustafa Coşkun: "Tamamen teknik bir branş"

Diğer sporlarda ısınma ve kondisyonun olduğunu wing chunda ise ısınma ve kondisyonun olmadığını açıklayan Mustafa Coşkun, "17 yıldır bu branşı yapıyorum. Hobi olarak üniversitede başladığım branşım mesleğim oldu. Bu spora başlama amacım şöyle; ben daha önce kickboks branşıyla uğraşıyordum. Sonra bu branşı bıraktım. Günlük hayata daha cevap veren bir branş arayışı içerisindeydim. Ailemizde, çevremizde kadınların sürekli şiddete maruz olduğunu gördüğüm. Dünyada bir kadın tarafından ortaya çıkartılan, tek savunma sanatı olan wing chun duyduğumda ilgimi çekti. Bu branşa başlamam böyle oldu. Branşın içerisine girdikten sonra şunu fark ettim. Branşımızda ısınma yok, kondisyon yok, açma germe yok, tamamen teknik bir branş. Dünyada bir kadın tarafından geliştirilen tek savunma sanatı" diye konuştu.

Bu branşın fiziksel saldırılardan koruduğu kadar psikolojik açıdan yönetme olarak da önemli olduğunu belirten Coşkun, "Wing chun aslında bir savunma sanatı. İçerisinde sadece sokaktaki fiziksel saldırılara karşı savunma yok aynı zamanda psikolojik olarak süreci yönetme var. Mesafe kontrolü var, öfke kontrolü var, dikkat dağınıklığını toparlama var. Bir kavgayı ya da saldırıyı başlamadan önden sezip ona göre müdahale etmemiz gerekiyor. Fiziksel müdahale başlarsa bu sefer çok detaylı bir eğitim sistemi var. İçerisinde yumruk defanslarından, tekme defanslarından, bıçak ve sopa defanslarından ve kadının 3-4 kişi etrafını sardıklarında nasıl koruması gerektiğine kadar her türlü detaya kadar kör noktada bırakacak şekilde tasarlanmış sistemdir" ifadelerine yer verdi.

Tehlikenin farkında olmak herkes için önemli

Salona gelenlerin saldırı için değil de hayatta her an bir şey olursa hazırlıklı olmaları gerektiği için geldiklerini aktaran Mustafa Coşkun, "Sadece kadınların değil, herkesin tehlikenin farkında olması gerekiyor. Özellikle sokakta yetişmemiş, masa başında yıllarını vermiş, doktor olmuş, avukat olmuş ya da mühendis olmuş, farklı meslek gruplarındaki insanların daha çok kendini koruma ihtiyacı var. O yüzden herkese hitap eden bir branş. Hem erkek hem kadın öğrencimiz var ama kadınlardaki konular bizi biraz daha duygulandırıyor. Örnek veriyorum, fiziksel bir temasa uğrayan ya da psikolojik olarak sürekli bir baskıya maruz kalan çok fazla öğrencimiz var. Buraya geldiklerinde zaten genelde savunma ihtiyacı olarak geliyorlar. Hiçbir kadın buraya geldiğinde sokakta birine saldırayım amacıyla gelmiyor. Hayatıma bir şey olursa hazır olayım diye geliyorlar" açıklamasında bulundu.

Öz güveni yükselen kişinin kendisini ifade etmesinde bile değişiklik olduğunu aktaran Coşkun, "Kadınların günlük yaşamlarındaki diğer işleyişleri, diğer faaliyetleri, fonksiyonları değişmeye başlıyor. Çünkü insanın öz güveni yerine geldiğinde kendisini ifade etmesi güçlenir. Örnek veriyorum bir yerde alışveriş yaparken, iş yerinde kendini tanıtırken, o öz güven açıldığı için günlük hayatlarında da fark oluyor. Kocalarından fiziksel şiddete maruz kalan öğrencilerimiz oldu. Buraya geldikten sonra bu şiddeti durdurdular. Gidip kocalarını dövmediler ama kendilerinin dayak yemeyeceğini hissettikleri anda ya da haklarını öğrendikleri anda zaten şiddet kesilmeye başlıyor. Birisi bir tarafa karşı tarafa bir saldırı uygulayacaksa, karşı tarafa saldırabileceğini ya da şiddet uygulayabileceğini hissettiği için saldırır. Bir şeyi ısırdığınızda eğer dişinizi kıracağını hissederseniz ısırmazsınız derler" diye konuştu.

İnsan vücudunda bir sürü hassas nokta olduğunu belirten Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: "Tam tersi hiç şiddete uğramayıp da wing chuna başlayan öğrencimiz var. Bir öğrencimiz 50 yaş üstüydü. Hiç bu zamana kadar ihtiyaç duymamış ama olur ki duyarım diye bize eğitime başladı. Biz yaklaşık 6 yıldır sosyal sorumluluk projesi adı altında kadınların kendilerini korumasıyla alakalı sürekli faaliyet yapıyoruz. Türkiye’deki her ile ve ilçeye yetişme imkanımız yok. Kadınlar, dövüş sporlarını erkekler yapabilir zannediyor. Halbuki bu branşı bir kadın geliştirmiş. İnsanın vücudunda bir sürü hassas noktası var. Nereye, nasıl vurmanız gerektiğini biliyorsanız kendinizi çok rahat korursunuz. Kadınlar kendilerini koruyabileceklerine inansınlar. Kendilerini korumayı öğrensinler çünkü kaçamayacakları durumlar var. Kadınlarda farkındalık oluşsun."

Öğrencilerden wing chun deneyimleri

Esma Gökcan, "7 aydır bu sporla ilgileniyorum. Aslında literatürde spor olarak geçmiyor, bir savaş sanatı olarak geçiyor. Bu spor için cinsiyet, yaş, boy, kilo hiç fark etmiyor. Karşınızdaki profesyonel bir sporcu bile olsa kendinizi koruyabilecek bir noktaya geliyorsunuz. Herkesin yapabileceği bir spor ve ekipmanlara gerek yok. Sizin en büyük ekipmanınız kendi bedeniniz" dedi.

İdal Kışlak ise, "Mustafa Hoca ile konuştuğumuzda bana kendimi savunmak için ufak bir tüyo vermişti. ’Dirseğin çok iyi bir silahtır ve olur da rahatsız edilirsen dirseğini kullan bu seni kurtarmaya yarar’ demişti. Bu konuşmadan yaklaşık birkaç gün sonra toplu taşımada biri tarafından rahatsız edildim. Kolumu tuttu, ne yapacağımı bilemedim. Sonra Mustafa Hoca’nın söyledikleri aklıma geldi. Dirseğimle ittirdim ve adam savruldu, ne kadar etkili bir silahmış gerçekten. Sporla farkındalığım daha çok arttı. Çünkü kimden ne zarar geleceğini hiçbir zaman bilemeyiz" diye konuştu.

Melike Çetin, "1 buçuk yıldır buradayım. Kendi mesleğim öğretmenlik olduğu için okullarda son zamanlarda çok fazla şiddet ve saldırı gibi durumlar yaşıyoruz. Kendimi savunmam gerektiğini düşünerek spora başladım. Wing chunu tercih etme sebebim bir saldırı değil, savunma olmasıydı. Sporu hem kendimize hem de karşı tarafa zarar vermeden etkisiz hale getireceğiniz birçok yöntem var. Biz dışarıdaki tehlikelere gözü açık davranıyoruz ama kendi yakınlarımıza karşı bunu algılamakta zorlanıyoruz. Kimsenin kendi güvenliğinin başkasının insafına bırakmasını tercih etmiyorum ve tavsiye de etmiyorum" ifadelerini kullandı.

Damla Seçkin, "4 aydır kung fu akademide wing chun dersleri almaktayım. Bruce Lee hayranlığıyla başladı. Bruce Lee’nin ’Su gibi ol’ felsefesi bana ilham verdi. Hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak kendimi güçlendirmek istedim. Bunun yanı sıra bir kadın olarak kendi gücümü ve güvenliğimi kendi elime almak istedim. Wing chunda yaş, cinsiyet veya kütleniz fark etmiyor diğer sporların aksine isteyen herkes yapabilir" dedi.

Hümeyra Işık ise, "1 senedir bu sporla ilgileniyorum. Wing chunun bir yandan da zihinsel dayanıklılığı, psikolojik dayanıklılığı da artırdığını süreç içerisinde keşfettim. Bunun en büyük örneğini trafikteki gergin anlarda sakin kalabildiğimi fark ettiğimde ya da gündelik yaşamda psikolojik olarak bizi zorlayabilen olaylar ya da kişilerin karşısında serin kanlı kaldığımı gözlemledim. Wing chunun en temeldeki felsefesi kendi merkezinde kalabilmek. Bruce Lee’nin ’Su gibi ol arkadaşım’ mottosu var, burada su gibi olmaktan kastedilen şey esnekliktir. Su gibi olmayı sağlayan şey bedensel esneklikmiş gibi algılanabilir ama bu tamamen psikolojiktir. Fiziksel anlamda kendinizi korumak zaten önemli ama bunun dışında bir yandan da psikolojik anlamda sınırlarınızı keşfetmek, zihinsel dayanıklılığınızı artırmak için herhangi bir dövüş sanatına başlayabilirsiniz" diye konuştu.